Answer
Dinimiz kılık kıyafet konusunda kişinin, vücudundaki örtünmesi gereken yerleri örtmesi, giydiği elbisenin altını gösterecek kadar şeffaf olmaması, vücut hatlarını başkalarının dikkatini çekecek kadar belli etmemesi, gayrimüslimlerin dinî şiarı kabilinden olmaması ve toplum içinde kibirlenmeye götürmemesi gibi kriterleri esas almıştır.
İslamî gelenekte etekleri yerde sürünecek şekilde uzun elbise giymek kibirlilik alameti sayıldığı için hoş karşılanmamaktadır. Hz. Peygamber (s.a.s.)’den rivayet edilen birçok hadiste bu noktaya vurgu yapılarak eteklerin uzatılmaması tavsiye edilmiştir. Hz. Peygamber (s.a.s.):
“Allah, büyüklük taslayarak eteğini yerde sürüyen kişinin kıyamet gününde yüzüne bakmaz.” buyurdu. Hz. Ebubekir; “Ya Rasûlallah, dikkat etmediğimde benim eteğim de yerde sürünüyor.” dedi. Buna karşılık Hz. Peygamber (s.a.s.); “Sen bunu büyüklük taslayarak yapmıyorsun.” buyurdu. [327] Başka bir hadiste de kendisinden tavsiye isteyen birisine yaptığı üç tavsiyeden birisinde;
“…eteğini diz kapağınla topuğunun ortasına kadar kaldır, eğer böyle yapmak istemezsen topuğuna kadar kaldır. Eteği salıvermekten (uzatmaktan) kaçın. Çünkü bu kibirliliktir. Allah kibirlenmeyi sevmez.” buyurmuştur. [328]
Bu rivayetlerden anlaşıldığına göre elbisenin eteğini uzatmanın yasak edilişi, kibirlilik alameti olarak algılandığı içindir. Nitekim Hz. Ebubekir’in eteğinin uzun olmasında büyüklük taslama gibi bir durum söz konusu olmadığı için Allah Rasûlü (s.a.s.) onun elbisesinin yerde sürünecek kadar uzun olmasında bir sakınca olmadığını ifade etmiştir. Zamanımızda da böyle bir algı varsa aynı sakınca söz konusu olur. Ama böyle bir algı yoksa elbisenin eteğini ya da paçasını uzatmakta sakınca olmaz. Yukarda da belirtildiği gibi, İslam’ın tesettür emrini yerine getiren ve başka din mensuplarının dinî kıyafetinden olmayan farklı giysilerin giyilmesi dine aykırı bir tutum olarak değerlendirilemez.
Öte yandan Hz. Peygamber (s.a.s.) sarık sarar ve sarığının bir ucunu kürek kemiklerinin arasına kadar indirirdi. [329]
Bu konuda birçok rivayet vardır. Anılan rivayetlerin bazılarında sarığının renginin siyah olduğuna da işaret edilmektedir. Ancak Hz. Peygamber (s.a.s.)’in sarık sarması dinî bir gereklilik olmayıp yöresel ve kültürel bir uygulamadır. Hz. Peygamber (s.a.s.)’in sarık sarma uygulaması, peygamber olduktan sonra ortaya koyduğu bir uygulama değildi. O, peygamber olmadan önce de sarık sardığı gibi, peygamber olduktan sonra da sarık sarmaya devam etmiştir. İlk İslam toplumunda sadece Müslümanlar değil, Müslüman olmayanlar da sarık takarlardı. Buna göre, günümüzde sarık takmak, dinî bir gereklilik değildir. Hiç kimse sarık takmadığı için günah işlemiş sayılamaz.
SOSYAL HAYAT
