Islam in QuestionsI. İNANÇ

Cahiliye ne demektir, bazıları Cahiliyeyi küfür anlamında yorumluyorlar. Cahiliye küfür anlamına gelir mi, bu konuda görüşünüz nedir, açıklar mısınız?

Answer
Arapların İslam’dan önceki hayatları tarihlendirilirken “Cahiliye” kavramı kullanılır. Cahiliye kelimesi ‘cehl’ fiilinden türemiş bir mastar olup; bilgisizlik, hafif meşreplilik, sathi düşünce, idrak yoksunluğu, aklını iyi yönetememe, duygularına yenik düşme, kabalık, taassub, kendini beğenme, aşırı büyüklük gibi anlamlar taşır. [90] Istılahta ise Cahiliye, Hicaz yarımadasında ilahî kanunların, Allah’tan vahiy alan bir peygamberin ve vahye dayanan bir mukaddes kitabın bulunmadığı devreyi ifade eder. [91] Bu bağlamda Cahiliye, Allah’ı tanımamak ve gereği gibi takdir edememektir. Kur’an-ı Kerim’de birçok yerde geçen ‘Cahiliye’ sözcüğü; güç, kuvvet, yeryüzünü imar ve medeniyet yönüyle çok güçlü olmalarına rağmen tevhidi bilinç konusunda aynı durumda olmayan toplumların genel vasfı olarak kullanılmıştır. [92] Ayrıca cahilî ve Cahiliye, kelimenin nispet edilişinden anlaşıldığı gibi, Cahiliye toplumuna mensup olan kişi anlamınadır. [93] Cahiliye başlı başına kendi çapında bir zihniyetin genel adıdır. Cahiliye döneminin en belirgin özelliği; ırkçılık, taassub, kabilecilik, şiddet, saldırganlık ve barbarlıktır. Kur’an’da Cahiliye kalıbı dört yerde geçer ve her biri Cahiliye toplumuna özgü temel vasıfları anlatır. Bunlar, Cahiliye zihniyetine ait olan fert ve toplumun Allah’ın gücünü ve kudretini sınırlamayı kastetme manasında zannü’l-cahiliyye [94] ; insanlar arasında mutlak adaleti gözetmeyen bir hukuk sistemi anlamında hükmü’l-cahiliyye [95] ; kadının sosyal hayatta bedenini sergileyerek dişiliğini öne çıkarması teberruce’l-cahiliyye [96] ve aklıyla hareket etmeyip hisleriyle hareket eden kimsenin tavrı manasına hamiyyetü’l-cahiliyye [97] tarzındadır. Kur’an’da geçen bu tabirler dikkate alınırsa, Cahiliye gerek vasıf ve gerekse dönem olarak sadece İslam öncesini değil, sonrasını da ifade eden anlamlar dünyasına sahiptir. İslami duruma aykırı olan her şey Cahiliyenin kapsamı alanına girer. Nitekim hadis literatüründen öğrendiğimize göre Hz. Peygamber (s.a.s.)’in ashabı, Müslüman olduktan sonra önceki dönemleriyle ilgili hatıralarını, inançlarını, tutum ve davranışlarını anlatırken veya Hz. Peygamber (s.a.s.)’e o dönemdeki yaptıkları işlerin İslam’daki hükmünün ne olduğunu sorarlarken “Cahiliye” kelimesini kullanmayı tercih etmişlerdir. [98] İslam düşünce sisteminde anlam bakımından iki tür Cahiliyeden söz etmek mümkündür. Bunlardan ilki Allah’ın hidayetini reddetmek anlamına gelen “küfür cahiliyesi” [99] , diğeri ise kişi mü’min olmakla birlikte İslam inancında günah olarak nitelendirilen amelleri işlemek manasına “günah ya da masiyet cahiliyesi”dir. [100] Dolayısıyla Cahiliye, İslam inancında her zaman küfür anlamına değil, “günah” anlamına da gelmektedir. Nitekim Kur’an’da; fuhuş yapmak [101] , insanlarla alay etmek [102] , boş sözlerle meşgul olmak [103] , kadın fitnesine ve zinaya düşmek suretiyle şehvet ve hissiyata mağlup olmak [104] gibi ameller cehalet olarak isimlendirilmiştir. Yine bir takım hadis rivayetlerinde de cehâlet, masiyet anlamında kullanılmıştır. Örneğin, İfk olayına karışan bir sahabi hakkında Hz. Peygamber (s.a.s.); “Onu hamiyyet, cehalete sevk etmiştir.” [105] , bir sahabinin arkadaşına siyah kadının oğlu demesine karşılık da; “Sende Cahiliyeden izler kalmıştır.” [106] buyurmasıyla ilgili hususlar ve insanların neseplerinden dolayı kınanması [107] gibi kötü tutum ve davranışlar, günah cahiliyesine delil olarak gösterilebilir. Bu sebeple Hz. Ömer’in; “İslam’da Cahiliyeyi bilmeyenler türeyince, İslam’ın düğümleri teker teker çözülür.” [108] uyarısı, konunun önemini kavramak açısından oldukça öğreticidir. Buradan hareketle söylemek gerekirse, Kur’an ve Sünnet’te geçen Cahiliye her zaman “küfür” kavramıyla örtüşmez. Çünkü İslam’da kişilerin İslam içinde kalıp-kalmamaları kendi özgür irade ve tercihleriyle alakalı olup, herkesin yaptığı ve söylediği kendisini bağlar. Birinin söz ve fiilinden dolayı başkaları hakkında aynı hükmü vermek mümkün değildir. İnsanların Cahiliye toplumunda yaşamaları, onların küfrünü göstermez. Bu konuda her bireyin ayrı ayrı söz ve fiilleri ölçü ve esas alınır. [109]