Namaz RehberiNamazın 12 Farzı

Namazın 12 Farzı

Bilgi

Namazın İçinde ve Dışında (Şartlar ve Rükünler) olmak üzere toplam 12 farz vardır.

6 Farz

Hadesten taharet, namazın dışındaki farzlardan olan hadesten taharet kısaca gözümüzle görülmeyen pisliklerden temizlenmektir. Abdest almak, gusül abdesti almak, bunların mümkün olmadığı zamanlarda teyemmüm almak gibi. Hades genel olarak hükmî kirlilik, Sadesten tahâret de bu hükmî kirlilikten temizlenme demektir. Abdestsizlik durumu yani namaz abdestinin olmayışı ve cünüplük hali, dinî literatürde hades yani hükmî kirlilik olarak nitelendirilir. Hadesten tahâret, namaz abdesti olmayan bir kimsenin abdest alması, gusül yapması gereken bir kimsenin gusül etmesi yani boy abdesti alması demektir. Bilinen namaz abdestinin olmaması durumu, küçük hades diye; cünüplük, adet görme (hayız) ve loğusalık gibi, gusül yapmayı gerektiren durumlar ise büyük hades diye adlandırılır. Cünüp olan kimseler, boy abdesti almadan namaz kılamazlar. Aynı şekilde âdet yahut loğusalık halinde olan kadınlar da bu halleri devam ediyorken namaz kılamazlar. Boy abdesti almak için su temin edemeyen veya su bulduğu halde bu suyu kullanma imkânı bulamayan kimseler teyemmüm ederler. Aynı durum, namaz abdesti almak için su bulamayan kimse için de geçerlidir. Tilâvet secdesi ve şükür secdesi gibi namaz benzeri işler için de hadesten temizlenmiş olmak yani abdestli bulunmak şart görülmüştür. Peygamber Efendimiz (S.a.v.) buyurdular ki: "Allah temizlik olmayan namazı kabul etmez, hıyanetle kazanılan paradan verilen sadakayı da kabul etmez." (Müslim) Hadesten taharet, Namaz kılarken herhangi bir sebeple abdest bozulursa namaz da bozulmuş olur. Namaz kılarken bilerek abdest bozucu bir fiil işleyen kişinin namazı bozulur. Ancak bu iş, namazın sonunda yapılmış ise, kişi kendi fiili ile namazdan çıkmış sayılacağı için Hanefîler'e göre namaz bozulmaz. Özel durumlarında kadınlar namaz ve oruç gibi ibadetlerden muaftır. Kur'ân-ı Kerîm'de hayız durumunun bir eza ve rahatsızlık hali olduğu bildirilmekte ve erkeklerin bu durumdaki eşleriyle cinsel ilişkide bulunmaları yasaklanmaktadır. Hz. Peygamber, bu durumda olan kadınların namaz kılmayacaklarını ve oruç tutmayacaklarını açıklamıştır. Kadınlar bu dönemlerinde kılamadıkları namazları kazâ etmeyecekler, fakat tutamadıkları oruçları kazâ edeceklerdir.

Necâsetten Tahâret, namazın dışındaki farzlardan olan necasetten taharet kısaca gözümüzle görülen pisliklerden temizlenmektir. Namaz kılanın, vücudunu, elbisesini ve namaz kılacağı yeri, necasetten yani dinimizde pis sayılan şeylerden temizlenmesidir. Maddi olan kir ve pisliğe necaset denir. Temiz olmayan, necasetli maddeye ise necis denmektedir. Necasetten taharet, vücut, elbise ve namaz kılınacak yerin, (insan kanı ve idrarı, at, koyun gibi hayvanların idrar ve dışkıları gibi) dinen pis sayılan şeylerden temizlenmesi demektir. Namazın sıhhatine engel olacak ölçüde necâset taşıyan bir elbise ile bilmeyerek namaz kılan kimsenin, bu durumu öğrendikten sonra namazını iade etmesi gerekir. Hz. Enes (ra): "Biz Resûlullah (S.a.v.) ile birlikte mescidde otururken bir bedevi çıkageldi. Durup mescidin içine akıtmaya başladı. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın Ashab'ı kalkıp: 'Dur! dur!' diyerek (üzerine yürümeye) kalktılar ki Resûlullah (S.a.v.) müdahale etti: 'Kestirmeyin bırakın tamamlasın.' Ashab müdahale etmedi adam da ihtiyacını tamamladı. Sonra Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm adamı yanına çağırdı ve: 'Bu mescidler idrar ve pislik bırakma yeri değildir. Allah'ın zikredildiği yerlerdir. Buralarda namaz kılınır. Kur'an okunur' dedi. Sonra cemaatten birine bir kova su getirmesini emretti. Kova gelince sidiğin üzerine boşalttı." (Buhari)

Setr-i avret, namazın dışındaki farzlardan olan setri avret kısaca örtülmesi gereken yerlerin yani avret yerinin örtülmesi demektir. Erkeğin avret yeri, göbeğinden diz kapağına kadardır. Kadınların ise, yüz, ayak ve ellerinden başka her yeri avrettir. Avret, insan vücudunda başkası tarafından görülmesi ayıp ya da günah sayılan yerlerdir. Setr-i avret, avret sayılan yerleri örtmek demektir. Avret yerlerinin namazda olduğu gibi, namaz dışında da örtülmesi ve başkalarına gösterilmemesi gerekir. Avret kelimesi Kur'ân-ı Kerîm'de terim anlamına yakın bir şekilde iki yerde geçmiş olmakla birlikte (Nûr suresi, 31, 58), avret yerlerinin sınır ve ölçüleri gösterilmemiştir. Erkek için avret, yani örtülmesi gereken yerler, göbek ile diz kapağının arasıdır. Bu konuda biraz daha ihtiyatlı davranan Hanefîler diz kapaklarını da avret olarak kabul ederken, diğer üç mezhep, diz kapaklarını avret saymazlar. Kadın için setri avret, yüz, el ve ayak dışındaki bütün vücutur. Onlar, yüzlerini namazda örtmedikleri gibi, ellerini ve ayaklarını da açık bulundurabilirler. Saçlarıyla beraber başları, bacakları ve kolları örtülü bulunur. Hz. Peygamber'un (S.a.v.) "Allah, bulûğa ermiş kadının namazını başörtüsüz kabul etmez" (İbn Mâce) ve "Kadın bulûğ çağına erince elleri ve yüzü dışında başka yerlerinin başkasına görünmesi helâl olmaz" (Ebû Dâvûd) şeklindeki hadisleri göz önüne alınınca, başörtüsüz kılınan namazın geçerli olmayacağı anlaşılır. Kadının başının dörtte biri veya uyluğunun dörtte biri açık olarak namaz kılması durumunda, Ebû Hanîfe ve Muhammed'e (S.a.v.) göre namazı geçersiz olur. Kadın, asgari bir başörtüsü, bir de ayaklara kadar uzanacak bir gömlek giymiş olmalıdır. Namaz esnasında avret mahallinin, kişinin iradesi dışında açılması durumunda, açılan yer eğer örtülmesi gereken yerin dörtte biri oranına ulaşmış ve bir rükün eda edilecek bir süre açık kalmış ise kişinin namazı bozulur. Kendi iradesi ile açacak olursa namazı hemen bozulur. Giyilen şeyin, tenin rengini göstermeyecek kalınlıkta veya dokuda olması gerekir. Vücut hatlarını belli eden elbise ile namaz kılmak mekruh olmakla birlikte kılınan namaz geçerlidir.

İstikbâl-i kıble, namazın dışındaki farzlardan olan istikbal-i kıble, namaz kılan kimsenin Kıble yani Kâbe yönüne dönmesi demektir. Müslümanların kıblesi, Mekke'de bulunan Kâbe'dir. Kâbe denilince sadece bilinen bina değil, bunun yanında, hatta daha öncelikle bu binanın bulunduğu yer kastedilir. Kâbe'yi gözle gören kişi, bizzat Kâbe'ye yönelir. Kâbe'den uzakta olan kişi ise Kâbe'nin bizzat kendisine değil, onun bulunduğu tarafa yönelir, yüzünü ve yönünü o tarafa çevirir. Namazın amacı, kalbin Allah'tan başka her şeyden ayrılıp yalnızca Allah'a yönelmesidir. Elbetteki Allah herhangi bir yönle kayıtlı ve sınırlı değildir. Fakat, kalbin huzur ve sükûnetini sağlamak bakımından, namazda herkesin yöneleceği bir yönün tayin edilmesi gerekir. İstikbali Kıblenin ne tarafta olduğunu bilmeyen kimsenin, yanında kıble yönünü bilen birisi varsa ona sorması gerekir. Böyle biri varken ona sormayıp kendisi ictihad ederek bir yöne yönelmiş ve yöneldiği tarafın kıble yönü olmadığı ortaya çıkmış ise, namazı iade etmesi gerekir. Kâbe'nin bulunduğu noktadan 45 derece sağa ve sola sapmalar kıbleden sapma sayılmaz. Kıblenin ne tarafta olduğunu bilmeyen kimse, soracak birini bulamadığı takdirde doğal alâmetlere dayanarak kıble yönünü bulmaya çabalar. Namazı kıldıktan sonra kıblenin yanlış olduğu ortaya çıksa bile, ictihad ettiği için namazı yeniden kılması gerekmez. Bir kimse namazda iken bir özür olmaksızın göğsünü kıble tarafından çevirecek olursa namazı bozulur. Yüzünü çevirecek olursa, derhal kıbleye dönmesi gerekir. Hastalık veya düşman korkusu gibi nedenlerle kıbleye dönme imkânı bulamayan kimse, kendisi için en rahat olan tarafa döner.

Vakit, namazın dışındaki farzlardan olan vakit kısaca namazların kendi vakitleri içinde kılınması gereklidir. Namaz günün belli zaman dilimlerinde yerine getirilmesi gereken bir farzdır. Bir farz namaz, vaktinin girmesinden önce eda edilemeyeceği gibi, vaktinin çıkmasından sonra da eda edilemez. Bir farz namazın vakti içinde kılınması edâ, vaktinin çıkmasından sonra kılınması da kaza olarak adlandırılır. - Sabah Namazı Vakti: fecrin doğması ile başlayıp, güneşin doğması ile sona ermektedir. - Öğlen Namazı Vakti: güneş tepe noktasını aşıp batıya meylettiği anda girmekte ve ikindi vaktine kadar devam etmektedir. - İkindi Namazı Vakti: her şeyin gölgesi kendi boyu kadar uzadığında girmekte ve güneş batıncaya kadar devam etmektedir. - Akşam Namazı Vakti: güneşin batmasıyla başlar ve yatsı vaktinin girmesiyle biter. - Yatsı Namazı Vakti: şafağın kaybolmasıyla başlayıp, gece yarısı sona ermektedir. Bir namazın özürsüz olarak vaktinde kılınmaması ve ertelenmesi doğru değildir ve günahtır. Unutma ve uyuma gibi mazeretler nedeniyle mazeret vaktinde kılınamamış olan namazın daha sonra kılınması gerekir. Kaza, sadece beş vakit farz namaz ve bir de vitir namazı için söz konusudur. Cuma, bayram ve sünnet namazlar kaza edilemez.

Niyet, namazın dışındaki farzlardan olan niyet kısaca kılınacak olan namaza kalb ile niyet etmektir. Namaza niyet etmek, ismini, vaktini, kıbleyi, cemaatle kılınıyorsa imama uymayı, kalbimizden geçirmek demektir. Niyet "azmetmek, kesin olarak irade etmek, kastetmek" demektir. Kalbin bir şeye karar vermesi demektir. Namaz hususunda niyet Allah için safiyetle namaz kılmayı istemek ve hangi namazın kılınacağını bilmektir. Niyetin kalp ile yapılması esas olup dil ile söylenmesi şart değildir. Kalpten geçirilen ile dil ile söylenen birbirine uymuyor ise, kalpten geçirilene itibar edilir. Cemaatle namaz kılınması halinde imama uymaya da niyet edilmesi gerekir. Niyetin iftitah tekbiriyle birlikte yapılması efdaldir. Fakat niyet ile tekbir arasında namaz ile bağdaşmayacak bir iş bulunmaması şartıyla, tekbirden önce de niyet edilebilir. Tekbir alındıktan sonra yapılan niyet çoğunluk tarafından kabul edilen görüşe göre geçerli olmaz.