Biz onun için iki göz, bir dil ve iki dudak var etmedik mi?
Biz onun için iki göz, bir dil ve iki dudak var etmedik mi?
Biz ona eğri ve doğru iki yolu da göstermedik mi?
Ama o, zor geçidi aşmaya girişemedi.
O zor geçidin ne olduğunu sen bilir misin?
O geçit, bir köle ve esir azadetmek,
Yahut, açlık gününde, yakını olan bir öksüzü, yahut toprağa serilmiş bir yoksulu doyurmaktır.
Yahut, açlık gününde, yakını olan bir öksüzü, yahut toprağa serilmiş bir yoksulu doyurmaktır.
Yahut, açlık gününde, yakını olan bir öksüzü, yahut toprağa serilmiş bir yoksulu doyurmaktır.
Sonra, inanıp birbirlerine sabır tavsiye edenlerden, merhametlilerden olmayı tavsiye edenlerden olmaktır.
İşte bunlar amel defterleri sağdan verilenlerdir.
Ayetlerimizi inkar edenler, işte onlar amel defterleri sollarından verilenlerdir.
Onlar her yönden ateşle kapatılacaklardır.

Şems Suresi
Güneşe ve onun ışığına,
Ardından gelmekte olan aya,
Onu ortaya koyan gündüze,
Onu bürüyen geceye,
Göğe ve onu yapana,
Yere ve onu yayana,
Kişiye ve onu şekillendirene,
Sonra da ona iyilik ve kötülük kabiliyeti verene and olsun ki:
Kendini arıtan saadete ermiştir.
Kendini fenalıklara gömen kimse de ziyana uğramıştır.
Semud milleti, içlerinden en azgını ileri atılınca, azgınlığı yüzünden peygamberleri yalanladı.
Semud milleti, içlerinden en azgını ileri atılınca, azgınlığı yüzünden peygamberleri yalanladı.
Allah'ın peygamberi onlara, Allah'ın devesini göstermiş ve: "Allah'ın bu devesine ve onun su hakkına dokunmayın" demişti.
Onu yalanladılar ve deveyi boğazladılar. Bunun üzerine Rableri, suçlarından dolayı onların üzerine katmerli azap indirdi; yerle bir etti onları.
Bu işin sonundan O'nun korkusu yoktur.
اَلَمْ نَجْعَلْ لَهُ عَیْنَیْنِۙ٨وَلِسَانًا وَشَفَتَیْنِۙ٩وَهَدَیْنَاهُ النَّجْدَیْنِۚ١٠فَلَا اقْتَحَمَ الْعَقَبَةَؗ١١وَمَٓا اَدْرٰیكَ مَا الْعَقَبَةُؕ١٢فَكُّ رَقَبَةٍۙ١٣اَوْ اِطْعَامٌ فٖی یَوْمٍ ذٖی مَسْغَبَةٍۙ١٤یَتٖیمًا ذَا مَقْرَبَةٍۙ١٥اَوْ مِسْكٖینًا ذَا مَتْرَبَةٍؕ١٦ثُمَّ كَانَ مِنَ الَّذٖینَ اٰمَنُوا وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ وَتَوَاصَوْا بِالْمَرْحَمَةِؕ١٧اُولٰٓئِكَ اَصْحَابُ الْمَیْمَنَةِؕ١٨وَالَّذٖینَ كَفَرُوا بِاٰیَاتِنَا هُمْ اَصْحَابُ الْمَشْـَٔمَةِؕ١٩عَلَیْهِمْ نَارٌ مُؤْصَدَةٌ٢٠

Şems Suresi
وَالشَّمْسِ وَضُحٰیهَاۙ١وَالْقَمَرِ اِذَا تَلٰیهَاۙ٢وَالنَّهَارِ اِذَا جَلّٰیهَاۙ٣وَالَّیْلِ اِذَا یَغْشٰیهَاۙ٤وَالسَّمَٓاءِ وَمَا بَنٰیهَاۙ٥وَالْاَرْضِ وَمَا طَحٰیهَاۙ٦وَنَفْسٍ وَمَا سَوّٰیهَاۙ٧فَاَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوٰیهَاۙ٨قَدْ اَفْلَحَ مَنْ زَكّٰیهَاۙ٩وَقَدْ خَابَ مَنْ دَسّٰیهَاؕ١٠كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِطَغْوٰیهَاۙ١١اِذِ انْبَعَثَ اَشْقٰیهَاۙ١٢فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللّٰهِ نَاقَةَ اللّٰهِ وَسُقْیٰیهَا١٣فَكَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَاۙ فَدَمْدَمَ عَلَیْهِمْ رَبُّهُمْ بِذَنْبِهِمْ فَسَوّٰیهَاۙ١٤وَلَا یَخَافُ عُقْبٰیهَا١٥
