Islam in QuestionsII. HZ. PEYGAMBER (S.A.S.), SAHABE, SÜNNET VE BİD’AT

Sünnet ve hadisin dindeki yeri nedir?

Answer
Müslümanlar açısından dinin en temel kaynağı şüphesiz Kur’an-ı Kerim’dir. Genel itibariyle Kur’an İslam’ın teorisini, Sünnet ve hadis ise pratiğini oluşturur. Allah Rasûlü (s.a.s.), Allah’tan gelen vahiyleri insanlara tebliğ ettiği gibi, onları açıklama ve uygulama görevini de yerine getirmiştir. Sözgelimi Kur’an’da çeşitli ibadetler emredilmiş, Hz. Peygamber (s.a.s.) ise onların detaylarını, şeklini ve miktarlarını uygulamalı olarak ortaya koymuştur. Bu açıdan Sünnet ve hadisler, Kur’an’dan sonra İslam’ın ikinci temel kaynağıdır. Hatta bazı durumlarda Sünnet’in belirleyiciliği ayetlerinkinden daha fazladır. Örneğin, orucu anlatan 3-4 ayette bu ibadetin bazı hikmetlerinden söz edilirken, birçok Sünnet ve hadis orucun fıkhını, adabını ve nasıl uygulanacağını öğretir. Hadis ve Sünnet; ibadet, ahlak, muamelat, bilgi, kültür ve medeniyet için en önemli kaynağı oluşturmaktadır. “Ben nasıl namaz kılıyorsam, siz de öyle kılın!” [208] ; “Hac ibadetlerinizi benden alınız!” [209] gibi hadislerde emredildiği üzere namaz, zekât, oruç ve hac gibi ibadetlerin nasıl yapılacağını Hz. Peygamber (s.a.s.) öğretmiştir. Hz. Âişe’nin ifadesiyle “O’nun ahlakı Kur’an idi.” [210] Kur’an’da yer alan ihsan, îsar, tevazu, takva vb. ahlaki öğretilerin en güzel uygulamalarını Allah Rasûlü (s.a.s.) bizzat gerçekleştirmiştir. Alış-veriş, nikâh-talak, miras vb. muamelelerde de Sünnet ve hadisler belirleyici olmuştur. Bu anlamda İslam fıkhının birçok konusunun temel dayanaklarını hadisler oluşturmuştur. Allah Rasûlü (s.a.s.) bilge bir muallim olarak Cahiliye döneminden gelen ilk nesle pek çok şeyi öğretmişti. Helalleri, haramları, sünnetleri, edepleri kısaca gerekli olan nice bilgileri ashabı ondan öğrenmişti. Dahası hadis ve Sünnet Müslümanların kültür ve medeniyetlerine de kaynaklık etmişti. Her ne kadar zamandan mekâna, nesilden nesile farklılık arz etse de hadis ve Sünnet İslam kültürü ve medeniyetine şekil vermekteydi. Müslümanlar asırlardır Sünnet ortak paydasında ortak bir kültür ve medeniyete sahip olmuşlardı. Örfleri, âdetleri, gelenekleri, atasözleri, adab-ı muaşeretleri, yaşam tarzları, mimarideki tercihleri vb. birçok şey hadis ve sünnetlere dayanmaktaydı. Hatta denilebilir ki Sünnet, Hz. Peygamber (s.a.s.)’in bir medeniyet projesiydi ve Medine toplumu bu projenin bir ürünü olarak ortaya çıktı. İşte bütün bunlardan dolayıdır ki, Sünnet ve hadisler olmaksızın İslam’ın ve Kur’an’ın doğru anlaşılması ve uygulaması mümkün değildir. Bu durum, Hz. Peygamber (s.a.s.)’in “Resûl” olması, gönderiliş amacı, görevleri dikkate alındığında daha kolay anlaşılacaktır.