Answer
Sünnet daha çok Hz. Peygamber (s.a.s.)’in örnek davranışlarını ifade eder ve Müslümanlar bu sünnetlere bağlanmak durumundadırlar. Ancak bu bağlılık onun yaptığı her şeyi taklit ederek şekli bir ittiba mı olacak, yoksa şeklin ötesindeki mana ve maksada mı bakılacaktır?
Aynı zamanda bir “beşer” olan Allah Rasûlü (s.a.s.)’in ibadet alanındaki sünnetlerinde elbette şekli unsurlar önem arz eder. Namazdaki ta’dil-i erkân, ellerin bağlanması, ayakta durma, rükû etme, secde etme ve oturma şekli hep ondan öğrenilmiştir ve belirleyicidir. Ancak ibadetlerin dışındaki davranışlarında ise, âdetler ve Hz. Peygamber (s.a.s.)’in gözettiği maksatlar (mekâsıd) öne çıkar. Giyim-kuşam, ev içi ve dışı yaşam, yeme-içme vb. sosyal hayattaki birçok davranışta taklit değil, tahkik gerekir. Yani onu neden yaptığı bilinmeden aynen taklit etmektense sebebini ve amacını bilerek onun hedefini esas almak gerekecektir. Zira Müslümanlara düşen onu her konuda “taklit etmek” değil, ama “teessî” yani onu örnek almaktır.
Bu nedenledir ki, Sünnet ve hadislerin illetleriyle hikmetlerinin iyi bilinmesi, Hz. Peygamber (s.a.s.)’in gözettiği hedeflerin iyi tespit edilmesi gerekmektedir. Bir başka ifade ile Hz. Peygamber (s.a.s.)’in gözettiği amaç ile kullandığı araç iyi fark edilmeli, araç ile amaç birbirine karıştırılmamalıdır.
