Cevap
Devletin yönetim şekli ve buna bağlı olarak İslam’ın yapılmasını yasakladığı şeyleri yaptığı bilinen bazı kurum ve kuruluşlardan vergi alması nedeniyle toplanan paranın helal olmayacağı iddiası, devlet memuru olarak çalışmanın caiz olup olmadığı sorusunu gündeme getirmektedir. Ancak söz konusu devlet, karşıt veya mensup olmak şeklinde kendisini İslam’la ilişkilendirmemektedir. Bu durumda bir fabrikada çalışmakla devlette çalışmak arasından ciddi bir fark yoktur. Dolayısıyla hizmetlerinde ve istihdamında kimlikleri dikkate alarak Müslüman, gayrimüslim ayrımı yapmayan ve Müslümanlarla fiilen savaş halinde olmayan ülkelerde devlet memuru olarak çalışmakta hiçbir sakınca yoktur. Hatta kültürel kimliğini korumak ve İslam’ın gereklerini yerine getirmek kaydıyla bu teşvik edilmelidir. Müslümanların huzuru ve mevcut sosyal imkânlardan yararlanabilmesi için böyle yerlerde nitelikli eleman olarak çalışmak daha da önem kazanmaktadır.
Üniversitelerde okumayı da bu bağlamda değerlendirerek hangi şartlarda bulunulursa bulunulsun bütün kademelerinde eğitim özendirilmelidir. Müslümanların karma eğitime hayır taleplerinin elbette demokratik bir hak olarak görülerek ilgili devletler tarafından karşılanması beklenir. Çünkü İnsan Hakları Beyannamesi gibi uluslararası hukuk metinleri bile çocukların eğitim öğretiminin, anne ve babaların felsefî görüş ve inançlarına göre yapılmasını öngörmektedir. Buna rağmen bu demokratik hakkı elde edemeyen Müslümanların, karma eğitimi gerekçe göstererek kadınları cahilliğe teslim etmesi de İslam adına savunulamaz. Zira İslam’a göre cahillik, karma eğitimin doğurduğu düşünülen kötülüklerin çok ötesinde bütün kötülüklere kaynaklık edecek kadar tehlikelidir. Dolayısıyla bir şeyin bütünü elde edilemediyse cüz’ünden de vazgeçilmemelidir. Hangi ülkede olursa olsun, eğitim ve öğretim imkânlarından azami derecede yararlanma yoluna gidilmelidir.
