Cevap
Kentleşmenin ortaya çıkardığı yaşam biçimi, gerek sosyal hayatta ve gerekse iş hayatında kadın ve erkeklerin mahremi olmayanlarla birlikte bulunmalarını zaman zaman kaçınılmaz kılmaktadır. Ancak gelişmeleri kendi haline bırakmayan İslam, cinsiyetine ve akrabalık derecesine bakarak kıyafet, ortak mekân kullanım şartları ile ilişki mesafesi ve biçimi açısından özel düzenlemeler yapmıştır. Burada insan onurunun ve kişilik haklarının korunması önemsenmiş; toplumsal huzurun, güvenin sağlanması ve fahşanın önüne geçilmesi de hedeflenmiştir. Bu amaç doğrultusunda erkek veya kadın ayırımı yapmaksızın sadece çalışanlar değil, otobüs, vapur, alış-veriş merkezleri, caddeler, park ve piknik alanları gibi ortak mekânları kullananlar, nâmahrem insanlarla aynı mekânı paylaşacağını düşünerek İslam’ın belirlediği ölçüler dâhilinde kıyafetini özenle seçmelidirler. Gözlerini hassasiyetle korumalı, farklı cinslerle kapalı kapıların ardında yalnız kalmamalı, farklı çağrışımları olan söz ve konuşma biçiminden uzak durmalı, mahremi olmayanlarla tensel temas sağlamamalıdır. İş hayatını da bu çerçevede değerlendirmek gerekmektedir.
İslam, iman edip etmemelerini dikkate alarak insanları; mümin, kâfir ve münafık şeklinde üç farklı kategoriye ayırmıştır. Müminleri esas alarak hem kendi aralarındaki ve hem de diğer kategorilerdekilerin ilişkilerini düzenlemiştir. Kur’an ve Hz. Peygamber (s.a.s.)’in hadisleri bize kâfir ve münafıkların vasıflarını ortaya koyar ve o niteliklerden uzak durmamız gerektiğini anlatır. Bu arada dostluk ve arkadaşlıkları da önemser. Öyle ki, kişinin arkadaşının dini üzere olduğunu belirtmek suretiyle kendisini yanlış yerlere götürecek arkadaşlıklardan uzak durulmasını tavsiye eder. [330]
Bunun için de Hz. Peygamber (s.a.s.) şu örneği kullanır:
«İyi arkadaşla kötü arkadaşın misali; misk taşıyanla körük üfüren kimsenin misali gibidir. Misk taşıyan ya sana (ondan) verir yahut sen satın alırsın yahut da o miskin kokusundan istifade edersin. Körük üfüren ise, ya senin elbiseni yakar yahut ondan üzerine pis bir koku siner!.» [331]
Kendi yaşam kalitesini ve dindarlığını etkileyeceği kaygısıyla mümin olanların arasında iyi ve kötü arkadaş ayırımına dikkat çeken bu hadisler, kötü arkadaştan uzak durulmasını tavsiye etmektedir. Din adına bir laubalilik söz konusuysa daha duyarlı davranılmalıdır. Kardeş olmanın gereği olarak iyiliği emretme ve kötülükten alıkoyma görevinin yerine getirilmesi gerekmektedir.
